Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2017/4380 sayılı kararında, sanığın sahte belgeleri kullanarak haksız yolluk aldığı iddia edilen olayda, mahkemenin TCK m. 211'i (bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla sahtecilik) tartışması gerektiği belirtilmiştir. TCK m. 211'in uygulanabilmesi için hangi koşullar gereklidir ve bu madde neden daha lehe bir sonuç doğurur?
TCK m. 211'in uygulanabilmesi için iki temel koşul gereklidir: 1) Failin, gerçek ve ispatlanabilir bir hukuki ilişkiye dayanan bir alacağının veya gerçek bir durumun var olması. 2) Sahtecilik eyleminin, başka bir amaçla değil, sadece bu 'gerçek alacağı ispatlamak' veya 'gerçek durumu belgelemek' amacıyla yapılmış olması. Yargıtay kararında, 6245 sayılı Harcırah Kanunu'na ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında, sanığın aslında yolluk almaya 'hakkı' olup olmadığının tartışılması istenmiştir. Eğer sanığın gerçekten yolluk alma hakkı varsa, ancak bürokratik engeller nedeniyle bu hakkını alamıyorsa ve sadece bu 'gerçek alacağını' alabilmek için belge üzerinde tahrifat yapmışsa, eylemi TCK m. 211 kapsamında değerlendirilebilir. Bu madde, failin amacının haksız kazanç elde etmek değil, mevcut bir hakkını belgelemek olması nedeniyle, TCK m. 204'e göre 'daha az cezayı gerektiren bir hal' olarak düzenlenmiştir. Yani, bu maddenin uygulanması, sanığın daha az ceza almasını sağlayan, lehe bir hükümdür. Bu nedenle mahkemenin bu olasılığı tartışmadan hüküm kurması eksik inceleme sayılmıştır.