TCK m. 35/2'ye göre teşebbüs halinde ceza indirimi yapılırken, 'meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı' kriteri uygulanır. Failin 'kastının yoğunluğu' bu kriterin bir parçası mıdır, yoksa cezanın bireyselleştirilmesinde ayrı bir aşamada mı dikkate alınır?
Failin 'kastının yoğunluğu', TCK m. 35/2'deki indirim oranının belirlenmesinde doğrudan bir kriter değildir. TCK m. 35/2, indirimin objektif bir kritere, yani fiilin dış dünyada yarattığı 'sonuca' (zarar veya tehlikenin ağırlığı) dayandırılmasını emretmektedir. 'Kastın yoğunluğu' ise, TCK m. 61 uyarınca 'temel cezanın' belirlenmesinde dikkate alınan sübjektif bir unsurdur. Hakim, temel cezayı alt ve üst sınırlar arasında belirlerken, failin kastının yoğunluğunu (örneğin, tasarlayarak mı, anlık bir öfkeyle mi hareket ettiği) göz önünde bulundurur. Bu temel cezayı belirledikten sonra, teşebbüs indirimini uygularken artık failin niyetine değil, eyleminin yarattığı somut sonuca (zarar/tehlike) odaklanır. Dolayısıyla, bu iki kriter cezanın bireyselleştirilmesinde farklı aşamalarda rol oynar: Biri temel cezayı (TCK m. 61), diğeri ise teşebbüs indirim oranını (TCK m. 35) belirlemeye yarar.