Bir sanığın, TCK m. 50/1 uyarınca kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırıma çevrilirken, sanığın yargılama sürecinde hiç pişmanlık göstermemesi ve suçu inkar etmesi, tek başına cezanın çevrilmemesi için yeterli bir gerekçe midir?
Tek başına yeterli bir gerekçe olabilir, ancak mahkemenin bu durumu somut verilerle gerekçelendirmesi gerekir. TCK m. 50/1, cezanın çevrilip çevrilmeyeceğine karar verilirken dikkate alınacak kriterlerden birinin 'yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık' olduğunu açıkça belirtmiştir. Bu, kanuni bir kriterdir. Ancak bu kriterin sübjektif ve keyfi yorumlanmaması gerekir. Mahkeme, 'pişmanlık duymadı' derken, bu kanaate nasıl vardığını kararında göstermelidir. Örneğin, 'sanığın duruşmadaki tavırları, mağdura yönelik olumsuz tutumunu sürdürmesi, zararı giderme yönünde hiçbir çaba göstermemesi ve suçu işlediğine dair kesin delillere rağmen inkarda ısrar etmesi gibi hususlar dikkate alındığında, samimi bir pişmanlık içinde olmadığı anlaşıldığından...' şeklinde somut olgulara dayalı bir gerekçe sunmalıdır. Sadece 'pişmanlık duymadığı anlaşıldığından' şeklindeki soyut bir ifade yeterli olmayabilir. Ancak Yargıtay, özellikle taksirli suçlarda (örn: ölümlü trafik kazası) sanığın mağdurun zararını gidermemesi ve özür dilememesi gibi somut tavırları, pişmanlık yokluğu olarak kabul edip cezanın çevrilmemesini hukuka uygun bulabilmektedir (Bkz. YCGK 2017/710 E.). Sonuç olarak, pişmanlık olmaması önemli bir kriterdir, ancak gerekçesinin somut ve denetlenebilir olması şarttır.