TCK m. 182'de düzenlenen çevrenin taksirle kirletilmesi suçunda, tüzel kişinin (şirketin) cezai sorumluluğu olmamakla birlikte, TCK m. 60 uyarınca güvenlik tedbiri uygulanabilir. Bu durumda, suçun faili olarak hangi gerçek kişinin (yönetim kurulu üyesi, genel müdür, fabrika müdürü) sorumlu tutulacağı nasıl belirlenir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131255

Tüzel kişilerde cezai sorumluluğun şahsileştirilmesi, ceza hukukunun en karmaşık alanlarından biridir. Yargıtay kararlarında ve doktrinde kabul edilen temel ilke, sorumluluğun, tüzel kişilik perdesi arkasına saklanmayı önleyecek şekilde, fiili hakimiyet ve görev/yetki dağılımına göre belirlenmesidir. Sorumlu kişinin tespiti için şu kriterlere bakılır: 1) Yasal Temsilci: Şirketi yasa ve ana sözleşme gereği temsil ve yönetme yetkisine sahip olanlar (yönetim kurulu üyeleri, müdürler) kural olarak sorumludur. 2) Görev ve Yetki Devri: Eğer çevre mevzuatına uyum konusundaki görev ve yetki, geçerli bir şekilde (yazılı, açık ve yeterli kaynak/otorite ile) belirli bir kişiye (çevre mühendisi, fabrika müdürü, arıtma tesisi sorumlusu) devredilmişse, sorumluluk bu kişiye geçer. Ancak üst yöneticinin 'denetim ve gözetim' yükümlülüğü devam eder. Ağır bir ihmal varsa, denetim görevini yapmayan üst yönetici de sorumlu olabilir. 3) Fiili Durum: Resmi unvanlardan ziyade, kirliliğe yol açan kararı kimin aldığına veya ihmali kimin yaptığına bakılır. Fiili olarak tesisi yöneten, işletme kararlarını veren kişi sorumlu tutulur. Kısacası mahkeme, şirketin organizasyon şemasını, görev tanımlarını, yetki devri belgelerini ve olaydaki fiili durumu inceleyerek, 'önleme yükümlülüğü'nü ihlal eden gerçek kişiyi tespit edip onu fail olarak yargılar.