Suça teşebbüsün unsurlarından olan 'doğrudan doğruya icraya başlama' anının belirlenmesinde, Yargıtay'ın benimsediği objektif teori, 'son hareket teorisi'nden ne şekilde ayrılmaktadır?
'Son hareket teorisi', icra hareketlerinin, suçun tamamlanması için gerekli olan son eylemin yapılmasıyla başladığını kabul eden çok dar bir yorumdur. Bu teoriye göre, örneğin adam öldürmede icra hareketi sadece tetiği çekme anıdır; nişan alma hazırlık hareketidir. Bu teori, ceza sorumluluğunu çok geç bir aşamaya taşıdığı ve faili neredeyse son ana kadar sorumsuz bıraktığı için modern ceza hukukunda kabul görmez. Yargıtay'ın ve TCK'nın benimsediği 'objektif teori' ise daha geniş bir yorum getirir. Bu teoriye göre, icra hareketleri, suçun kanuni tanımındaki unsurları gerçekleştirmeye yönelik olan ve suçla arasında doğrudan, nedensel bir bağ bulunan hareketlerle başlar. Suçun tamamlanmasından önceki, ancak hazırlık hareketlerinden sonraki aşamadır. Bu teoriye göre, öldürme suçunda sadece tetiği çekmek değil, silahı hasma doğrultup nişan almak da icranın başlangıcıdır. Çünkü bu hareket, artık öldürme fiiliyle doğrudan ve nedensel bir bağ içindedir, sadece bir hazırlık değildir. Kısacası, son hareket teorisi sadece son eylemi icra sayarken, objektif teori suçun tipik görünümüyle bütünleşen ve neticeye doğrudan yönelen tüm hareketleri icra hareketi kabul eder.