Sanık, mülkiyeti kamuya ait bir hastanenin bahçesindeki otomatik kapıya aracıyla çarparak zarar vermiş ve kaçmıştır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2016/9512 sayılı kararında, yerel mahkemenin bu eylemi 'kamu malına zarar verme suçuna teşebbüs' olarak kabul etmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur?
Yerel mahkemenin bu kabulü, suçun tamamlanma anını yanlış değerlendirmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. Kamu malına zarar verme suçu (TCK m. 152), bir 'zarar suçu'dur ve suçun tamamlanması için, kamuya ait malın kısmen veya tamamen 'zarar görmesi', 'yıkılması', 'tahrip edilmesi', 'bozulması' veya 'kullanılamaz hale getirilmesi' gerekir. Karara konu olayda, sanığın aracıyla kapıya çarpması sonucu, kapının eğildiği, kırıldığı, motor ve mekanik aksamının dağıldığı ve 'kullanılamaz hale geldiği' tutanaklarla sabittir. Zarar, çarpma anında meydana gelmiş ve suç tamamlanmıştır. Sanığın olay yerinden kaçması, tamamlanmış olan suçu teşebbüs aşamasına döndürmez. Teşebbüs, ancak failin eylemine başlayıp da bir engel nedeniyle zararı verememesi durumunda söz konusu olabilirdi (örneğin, kapıya çarpmak üzereyken bir görevlinin araya girmesi gibi). Zarar neticesi gerçekleştiği için, eylem tamamlanmış kamu malına zarar verme suçunu oluşturur ve TCK m. 35'teki teşebbüs indirimi uygulanamaz. Yerel mahkemenin teşebbüs hükmü uygulayarak eksik ceza tayin etmesi bu nedenle bozulmuştur.