İnfaz kurumuna yasak eşya sokma suçuna teşebbüs (TCK m. 297, 35) ile suçun tamamlanması arasındaki sınır nedir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/579 sayılı kararına göre, sanığın üst aramasının cezaevi görevlilerine teslim edildikten sonra yapılması, ancak aramanın yapıldığı yerin tam olarak neresi olduğunun belirsiz olması durumunda, şüphe kimin lehine yorumlanmalıdır?
İnfaz kurumuna yasak eşya sokma suçunda (TCK m. 297), suçun tamamlanması için yasak eşyanın 'kurumun hükümlü veya tutuklulara ayrılmış bölümüne' sokulması gerekir. Bu bölüm, dış kapıdan veya ilk kontrolden geçildikten sonraki, mahkumların bulunduğu veya bulunabileceği alanları kapsar. Teşebbüs ile tamamlanma arasındaki sınır, eşyanın bu kritik sınırı geçip geçmediğidir. YCGK 2019/579 sayılı kararında, sanığın polis tarafından cezaevi görevlilerine teslim edildikten sonra yapılan üst aramasında üzerinden yasak eşya çıkmıştır. Ancak tutanakta, aramanın yapıldığı yerin (örneğin, dış kapı girişi mi, yoksa koğuşlara giden koridor mu) infaz kurumunun hangi bölümünde yer aldığı belirtilmemiştir. Ayrıca, olayın geçtiği cezaevi sonradan yıkıldığı için bu hususun tespiti de imkansız hale gelmiştir. Bu belirsizlik karşısında, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesi gereğince, şüphe sanık lehine yorumlanmalıdır. Yargıtay, sanığın eylemini tamamlayıp tamamlamadığı hususunda oluşan bu şüphe nedeniyle, eylemin sanık lehine olarak 'teşebbüs' aşamasında kaldığının kabul edilmesi gerektiğine karar vermiştir.