Suça teşebbüste, 'doğrudan doğruya icraya başlama' anının belirlenmesinde 'objektif teori'nin kabul edildiği belirtilmektedir. Bu teoriye göre, failin kastının dış dünyada nasıl bir hareketle ortaya çıkması gerekir? Failin sırf düşüncesi veya hazırlık hareketleri neden cezalandırılmaz?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131229

Objektif teoriye göre, failin kastının dış dünyada, 'suçun kanuni tanımına uygun' ve neticeye 'doğrudan doğruya yönelmiş' bir hareketle ortaya çıkması gerekir. Bu, failin fiilinin, suçun yasal tanımındaki unsurları gerçekleştirmeye başlaması demektir. Örneğin, hırsızlık suçunda kapıyı kırmaya başlamak, adam öldürmede silahı doğrultmak gibi. Failin sırf düşüncesi ('cogitationis poenam nemo patitur' - kimse düşüncesinden dolayı cezalandırılmaz ilkesi) veya hazırlık hareketleri (silah satın almak, plan yapmak) cezalandırılmaz. Bunun nedenleri şunlardır: 1) Hukuk Devleti ve Özgürlükler: Düşünce ve niyet aşamasının cezalandırılması, bireyin özgürlük alanına orantısız bir müdahale olur ve 'düşünce suçu' yaratma tehlikesi doğurur. 2) İspat Zorluğu: Kast, içsel bir olgudur. Sadece hazırlık hareketlerine bakarak kastı kesin olarak ispatlamak zordur ve keyfi yorumlara yol açabilir. 3) Geri Dönüş İmkanı: Hazırlık aşamasındaki failin, henüz dış dünyaya yansıyan ve bir hakkı ihlal eden bir eyleme başlamadığı için, suç işleme kararından vazgeçme imkanı daha geniştir. Ceza hukuku, bu vazgeçişi teşvik etmek için icra hareketleri başlamadan devreye girmez. 4) Son Çare (Ultima Ratio) İlkesi: Ceza hukuku, toplumsal barışı bozan en ağır fiillere müdahale etmelidir. Hazırlık hareketleri genellikle bu ağırlıkta görülmez.