Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2018/5680 sayılı kararında, sanıkların eyleminin hem resmi belgede sahtecilik (TCK m. 204/2) hem de nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158) suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, sanıkların eyleminin 'bileşik suç' (TCK m. 42) kapsamında değerlendirilip sadece daha ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesi mümkün müdür? Neden?
Hayır, mümkün değildir. Yargıtay'ın istikrarlı uygulamasına göre, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları arasında bileşik suç (TCK m. 42) ilişkisi yoktur; 'gerçek içtima' (TCK m. 44'ün uygulanmadığı durum) söz konusudur ve fail her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Bileşik suç, bir suçun, diğer bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması durumunda söz konusu olur ve fail sadece tek bir fiilden (bileşik suçtan) cezalandırılır. Dolandırıcılık suçunun nitelikli hali için sahte belge kullanılması gerekse de, sahtecilik fiili dolandırıcılığın bir 'unsuru' değildir. Sahtecilik suçu, dolandırıcılık suçundan bağımsız olarak, kamu güvenini ihlal eden ayrı bir suçtur. Fail, sahte belgeyi düzenlediği veya kullandığı anda sahtecilik suçunu, bu belgeyi kullanarak haksız menfaat temin ettiği anda ise dolandırıcılık suçunu işlemiş olur. İki suçun koruduğu hukuki yararlar farklıdır (kamu güveni ve malvarlığı). Bu nedenle, sanıklar hem resmi belgede sahtecilikten (TCK m. 204) hem de nitelikli dolandırıcılıktan (TCK m. 158) ayrı ayrı sorumlu tutulurlar. Eğer eylemler zincirleme şekilde işlenmişse, her iki suça da ayrı ayrı TCK m. 43 uygulanır.