Ceza Genel Kurulu'nun 2021/51 sayılı kararında, sanığın sahte senetleri bankalara kredi teminatı olarak verdiği olayda, senet borçlularının daha sonra şikayetçi olmaları ve senetlerin sahteliğinin icra ve ticaret mahkemelerindeki davalarda tespit edilmesi, sahtecilik suçunun sübutu açısından nasıl bir delil değeri taşımaktadır?
Bu durum, sahtecilik suçunun sübutu açısından çok güçlü bir 'yan delil' ve 'teyit edici kanıt' değeri taşımaktadır. Sahtecilik suçunun temel delili, genellikle bilirkişi raporlarıdır. Ancak ceza muhakemesinde delil serbestisi ilkesi geçerlidir ve mahkeme tüm delilleri birlikte değerlendirir. YCGK kararında da, senetlerdeki imzaların sahte olduğuna dair ceza davasında alınan bilirkişi raporlarının yanı sıra, borçlu görünen kişilerin hukuk mahkemelerinde (İcra Hukuk, Asliye Ticaret) açtıkları 'menfi tespit' veya 'imzaya itiraz' davalarında da, o mahkemelerce aldırılan bilirkişi raporlarında imzaların sahte olduğunun tespit edilmiş olması, ceza mahkemesinin kanaatini güçlendiren önemli bir olgudur. Ayrıca, senet borçlularının ceza davasında 'şikayetçi' sıfatıyla yer almaları ve imzaları inkar etmeleri de sanığın 'senetler gerçek müşterilerden alındı' savunmasını zayıflatan ve sahtecilik iddiasını destekleyen bir beyan delilidir. Mahkeme, tüm bu delilleri (bilirkişi raporları, hukuk mahkemesi kararları, şikayetçi beyanları, sanık savunması) bir bütün olarak değerlendirerek suçun sübutuna karar vermiştir.