TCK m. 35/1'e göre teşebbüsün oluşabilmesi için, suçun tamamlanamamasının 'elinde olmayan nedenlerle' olması gerektiği belirtilmiştir. Peki, failin icra hareketlerini tamamladıktan sonra, neticenin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda şüpheye düşerek, kendi çabasıyla neticeyi önlemesi durumunda hukuki durum ne olur?
Bu durum, TCK m. 36'da düzenlenen 'gönüllü vazgeçme'nin ikinci şeklini oluşturur ve fail teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. TCK m. 36, iki tür gönüllü vazgeçme hali düzenler: 1) Failin, suçun icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmesi. 2) Failin, icra hareketlerini tamamladıktan sonra, 'kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlemesi'. Sorudaki senaryo, bu ikinci hale uymaktadır. Örneğin, fail mağdura zehir verdikten (icra hareketlerini tamamladıktan) sonra pişman olup panzehiri getirerek mağdurun ölmesini önlerse, gönüllü vazgeçmeden yararlanır. Bu durumda fail, kasten öldürmeye teşebbüsten (TCK m. 81, 35) cezalandırılmaz. Ancak, TCK m. 36'nın son cümlesi gereği, 'tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır'. Yani, zehiri vererek mağdurun vücuduna zarar verdiği için, eylemi kasten yaralama (TCK m. 86) suçunu oluşturuyorsa, sadece bu suçtan sorumlu tutulur.