Bir sanık hakkında, lehe kanun yolu davası üzerine verilen bozma kararı sonrası, CMUK m. 326/son uyarınca 'kazanılmış hak' ilkesi devreye girmiştir. Mahkeme, bozma sonrası yaptığı yargılamada, sanığın eyleminin daha ağır bir cezayı gerektirdiğini tespit etse bile, önceki hükümden daha ağır bir cezaya hükmedemez. Bu durumda olan bir sanık, TCK m. 50, 51 veya CMK m. 231 gibi lehe hükümlerden de yararlanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131200

Bu konu tartışmalıdır, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/425 sayılı kararında benimsediği görüşe göre, kural olarak yararlanamaz. 'Aleyhe değiştirme yasağı' veya 'kazanılmış hak' ilkesi, sanığın, kendi lehine yaptığı kanun yolu başvurusu sonucunda durumunun daha da kötüleşmesini önleyen bir usul güvencesidir. Ancak bu ilke, sanığa bir 'hak' bahşetmekten ziyade, aleyhe bir sonucu engeller. YCGK kararına göre, bu kuraldan yararlanarak, aslında hak ettiğinden daha hafif bir ceza alan bir sanığın, bu 'yanılgılı ve lehe' sonuç ceza üzerinden, TCK m. 50, 51 veya CMK m. 231 gibi ikinci bir lehe kurumdan yararlandırılması, 'adalet ve hakkaniyet' ilkeleriyle bağdaşmaz. Sanık zaten bir kez sistemin hatasından veya usul kuralından faydalanmıştır. Bu faydayı, başka lehe kurumların uygulanması için bir basamak olarak kullanmasına izin verilmez. Örneğin, sanığın gerçek cezası 2 yıl hapis iken, yanılgı ve kazanılmış hak nedeniyle 10 ay hapse hükmedilmişse, bu 10 ay 'kısa süreli' olduğu için ayrıca TCK m. 50'ye çevrilemez. Çünkü cezanın kısa süreli olması, hukuki bir yanılgının sonucudur.