Resmi belgede sahtecilik suçunda 'iğfal kabiliyeti'nin (aldatıcılık) tespiti objektif bir kritere dayanır. Peki, belgenin sunulduğu kişinin özel bir uzmanlığa sahip olması (örneğin bir grafolog veya sahte para uzmanı) bu objektif kriteri etkiler mi? Belge, uzman birini aldatamıyor ama sıradan bir vatandaşı aldatabiliyorsa, suç oluşur mu?
Evet, suç oluşur. 'İğfal kabiliyeti'nin objektif olması, belgenin hitap ettiği veya sunulması muhtemel olan 'makul ve ortalama' bir kişiyi aldatma potansiyeline sahip olup olmadığına göre belirlenmesi demektir. Belgenin sunulduğu kişinin özel bir uzmanlığa sahip olması ve bu nedenle sahteliği kolayca anlaması, belgenin objektif aldatıcılık niteliğini ortadan kaldırmaz. Kriter, 'uzmanı aldatma' değil, 'normal bir kişiyi aldatma'dır. Örneğin, çok ustaca yapılmış sahte bir para, bir Merkez Bankası uzmanı tarafından kolayca anlaşılabilir, ancak bir esnafı veya vatandaşı aldatabilir. Bu durumda sahte paranın iğfal kabiliyeti vardır ve suç oluşur. Benzer şekilde, ustaca taklit edilmiş bir imza taşıyan sahte bir senet, bir grafolog tarafından anlaşılabilir ama bir banka memurunu veya taciri aldatabilir. Önemli olan, belgenin aldatma potansiyelini genel olarak taşımasıdır. Muhatabın özel uzmanlığı, sadece o somut olayda aldanmayı önlemiş olur, suçun oluşmasına engel olmaz.