Suça teşebbüsün unsurlarından olan 'failde kasıtlı bir suç işleme kararı olmalı' ifadesi, olası kast (TCK m. 21/2) ile işlenen suçlara teşebbüsün mümkün olup olmadığını tartışmaya açar. Doktrin ve Yargıtay uygulaması ışığında, olası kastla suça teşebbüs mümkün müdür?
Bu konu doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, genel kabul gören görüş ve Yargıtay uygulaması, olası kastla suça teşebbüsün mümkün olmadığı yönündedir. Teşebbüs (TCK m. 35), 'kişi, işlemeyi KASTETTİĞİ bir suçu...' diyerek, failin belirli bir neticeyi hedeflemesini, yani 'doğrudan kast' ile hareket etmesini aramaktadır. Failin amacı, suçu tamamlamaktır. Olası kastta ise fail, belirli bir neticeyi hedeflemez; ancak yaptığı eylemin bu neticeyi de doğurabileceğini öngörür ve 'olursa olsun' diyerek neticeyi kabullenir. Burada neticeye yönelik bir 'amaç' değil, bir 'kabullenme' vardır. Örneğin, kalabalığa rastgele ateş eden birinin amacı belirli birini öldürmek değildir; ancak birilerinin ölebileceğini öngörür ve bu sonucu umursamaz. Eğer bu atışlar sonucu kimse yaralanmazsa, failin eylemi olası kastla adam öldürmeye teşebbüs sayılmaz. Çünkü teşebbüs, belirli bir amaca yönelik icra hareketlerini gerektirir. Olası kastta ise bu belirli amaç (doğrudan kast) unsuru eksiktir. Bu nedenle, olası kastla işlenebilen suçların ancak tamamlanmış halleri cezalandırılabilir, teşebbüs halleri cezalandırılamaz.