Ceza Genel Kurulu'nun 2016/1238 sayılı kararında, sahte çekin 'aldatma kabiliyeti' olup olmadığının belirlenmesinin öncelikle yargılamayı yürüten mahkemeye ait olduğu belirtilmektedir. Mahkemenin bu değerlendirmeyi yaparken hangi usulü izlemesi gerekir ve hangi durumda bilirkişiye başvurması zorunludur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131178

YCGK kararına göre, mahkemenin izlemesi gereken usul şudur: Öncelikle, suçun konusunu oluşturan belgenin (çekin) 'aslını' duruşmaya getirtmelidir. Hakim, belge aslını bizzat inceleyerek, belgede bulunması gereken zorunlu unsurları (başlık, sayı, tarih, imza, mühür, banka logosu, kağıt kalitesi, filigran vb.) gözden geçirmeli, olayın çıkış ve akışını, belgeyle yapılan işlemleri dikkate alarak sahteciliğin kolaylıkla anlaşılıp anlaşılamayacağını bizzat saptamalıdır. Bu incelemenin sonuçları ve belgenin özellikleri duruşma tutanağına ayrıntılı olarak yazılmalıdır. Eğer hakim, bu inceleme sonucunda belgenin aldatma gücü olup olmadığı konusunda kesin bir kanaate varırsa, bu kanaatini gerekçelendirerek karar verebilir. Ancak, sahteciliğin niteliği (örneğin, kimyasal silinti, ince tahrifat, taklit imzanın ustalığı vb.) teknik bir incelemeyi gerektiriyorsa veya hakim bir 'duraksama' (tereddüt) yaşarsa, bu durumda mahkemeye yardımcı olma ve olayı aydınlatma bakımından konusunda uzman bir bilirkişinin (grafolog, adli belge inceleme uzmanı) görüşüne başvurması 'zorunluluktur'. Bilirkişiye başvurulmadan, tereddütlü bir durumda karar verilmesi eksik inceleme sayılır.