TCK m. 35'te 'doğrudan doğruya icraya başlama' ölçütünün kabulü, objektif teorinin benimsendiği anlamına gelir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/18 sayılı kararında atıf yapılan öğreti görüşüne göre, 'objektif teori' çerçevesinde bir eylemin icra hareketi sayılıp sayılmadığı nasıl belirlenir?
YCGK 2018/18 sayılı kararında atıf yapılan öğreti görüşüne ve objektif teoriye göre, bir eylemin icra hareketi sayılıp sayılmadığı, o eylemin suçun kanuni tanımıyla olan ilişkisine göre belirlenir. Buna göre, 'suçun kanuni tanımında unsur veya nitelikli hal olarak belirtilmiş hareketlerin gerçekleştirilmesi hâlinde icra hareketlerinin başladığı kabul edilir'. Yani, failin yaptığı hareket, kanunda tanımlanan suçun maddi unsurlarından birini oluşturmaya başladığı an, icra hareketleri başlamış demektir. Örneğin, kasten öldürme (TCK m. 81) suçunun unsuru 'bir insanı öldürmek'tir. Bu sonuca yönelik olarak silahı hasma doğrultup nişan almak, öldürme fiilinin tipik bir parçası ve başlangıcı olduğu için icra hareketidir. Buna karşılık, öldürmek için elverişli bir silah veya zehir satın almak, kanuni tanımda yer alan bir hareket olmadığı, sadece suça hazırlık niteliği taşıdığı için hazırlık hareketi sayılır. Bu teori, failin niyetinden (sübjektif unsur) ziyade, dış dünyada gerçekleştirdiği fiilin objektif niteliğine odaklanır ve ceza sorumluluğunun sınırlarını daha net çizer.