Ceza Genel Kurulu'nun 2019/391 sayılı kararında, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (TCK m. 204/2) ile görevi kötüye kullanma (TCK m. 257) suçları arasında tali-asli norm ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Bu ilişki, suçların unsurları ve kanun metinleri üzerinden nasıl temellendirilmektedir?
Bu ilişki iki temel noktada temellendirilmektedir: 1) Kapsama ve Kapsanma İlişkisi: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu, aynı zamanda görevin gereklerine aykırı bir davranıştır. Yani her TCK m. 204/2 fiili, özünde bir TCK m. 257 fiilini (görevi kötüye kullanmayı) de içerir. Ancak TCK m. 204/2, bu aykırı davranışın 'belge sahteciliği' şeklinde özel bir biçimde ortaya çıkmasını cezalandırmaktadır. Bu nedenle TCK m. 204/2, TCK m. 257'ye göre daha özel bir normdur. Ceza hukukunda 'özel norm, genel normu dışlar' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi geçerlidir. 2) Kanun Metnindeki İfade: TCK m. 257'nin metni, 'Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında...' ifadesiyle başlamaktadır. Bu ifade, kanun koyucunun TCK m. 257'yi bilinçli olarak 'tali (ikincil)' veya 'yedek' bir norm olarak tasarladığını göstermektedir. Yani, eğer kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı fiili, kanunda özel olarak tanımlanmış başka bir suçu (zimmet, rüşvet, irtikap, sahtecilik vb.) oluşturuyorsa, fail sadece o özel suçtan cezalandırılacak, genel ve tali bir norm olan TCK m. 257'den ceza verilmeyecektir. Bu iki temel nedenden dolayı, gerçeğe aykırı tebligat şerhi düşme eylemi, özel norm olan TCK m. 204/2'yi oluşturduğu için, TCK m. 257'den ayrıca hüküm kurulmamıştır.