TCK m. 50/7'de düzenlenen 'hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi' durumu ile TCK m. 50/6'daki 'tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya devam edilmemesi' durumu arasındaki fark nedir? Bu iki durumun hukuki sonuçları neden farklıdır?
İki durum arasındaki temel fark, tedbirin yerine getirilememesinin 'nedenine' ve 'hükümlünün kusuruna' dayanmaktadır. TCK m. 50/6, hükümlünün 'kusurlu' olarak, yani kendi isteğiyle veya ihmaliyle tebligata rağmen tedbire başlamaması veya devam etmemesi halini düzenler. Bu, bir nevi yaptırımın ihlalidir. Bunun sonucu ağırdır: İnfaz hakimliği, çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir. Hükümlü hapse girer. TCK m. 50/7 ise, hükümlünün 'kusuru olmaksızın', elinde olmayan nedenlerle (örneğin, ciddi bir hastalık geçirmesi, tedbirin uygulanacağı kurumun kapanması gibi) tedbiri yerine getirememesi halini düzenler. Burada hükümlünün bir ihlali söz konusu değildir. Bu nedenle sonuç daha lehedir: İnfaz hakimliği, hapis cezasını infaz etmek yerine, yerine getirilemeyen tedbiri, uygulanabilir 'başka bir seçenek tedbir ile değiştirir'. Bu ayrım, ceza hukukundaki kusur ilkesinin bir yansımasıdır; kusurlu ihlal cezalandırılırken, kusursuz imkansızlık halinde kişiye yeni bir imkan tanınır.