Kısa süreli hapis cezasının TCK m. 50/1-b uyarınca 'mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi' tedbirine çevrilmesinin hukuki niteliği nedir? Ceza Genel Kurulu'nun 2015/65 sayılı kararındaki tartışmalar ışığında, bu yaptırım bir 'ceza' mıdır, 'güvenlik tedbiri' midir, yoksa 'onarıcı adalet yaptırımı' mıdır?
TCK m. 50/1-b'deki bu yaptırımın hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır. YCGK 2015/65 sayılı kararında bu farklı görüşlere yer verilmiştir. Bir görüşe göre bu bir 'güvenlik tedbiri'dir. Başka bir görüşe göre ise ne ceza ne de tedbirdir, sadece bir 'yükümlülük'tür. Ancak kararda atıf yapılan ve modern ceza hukukunda giderek önem kazanan bir diğer görüşe göre, bu yaptırım 'onarıcı adalet yaptırımı' niteliğindedir. Bu görüşe göre, ceza adalet sistemi sadece 'ceza' ve 'güvenlik tedbiri'nden oluşan 'iki şeritli' bir sistemden, 'onarıcı adalet yaptırımlarını' da içeren 'üç şeritli' bir sisteme geçmektedir. Bu yaptırımın amacı, faili cezalandırmaktan ziyade, suçun neden olduğu zararı gidermek, mağduru tatmin etmek ve fail ile toplum arasındaki bozulan ilişkiyi onarmaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, kanuni sistematiği ve Adli Sicil Kanunu'ndaki atfı dikkate alarak, adli para cezası dışındaki tüm seçenek yaptırımların, farklı nitelikler taşısa da, genel olarak 'güvenlik tedbiri' olarak kabul edilmesi gerektiğini benimseme eğilimindedir.