Ceza Genel Kurulu'nun 2017/425 sayılı kararında, hırsızlık suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası alan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK m. 50/3'ün uygulanmamasının nedeni nedir? Bu karar, 'aleyhe bozma yasağı' ilkesinin TCK m. 50/3'ün uygulanmasına etkisini nasıl ortaya koymaktadır?
Normal şartlarda, 18 yaşından küçük birinin aldığı 11 ay 20 günlük hapis cezasının TCK m. 50/3 gereği seçenek yaptırıma çevrilmesi zorunludur. Ancak YCGK 2017/425 sayılı kararında bu uygulanmamıştır çünkü sanık hakkında verilen bu ceza, 'aleyhe bozma yasağı' (CMUK m. 326/son) ilkesi nedeniyle ortaya çıkmış 'yanılgılı ve lehe' bir sonuçtur. Aslında sanığın eylemi TCK m. 142/1-b'ye uymakta ve alması gereken ceza (indirimlerle birlikte) 1 yıl 1 ay 10 gündür. Bu ceza 'kısa süreli' olmadığı için TCK m. 50'nin uygulanması zaten mümkün değildir. Mahkeme hatalı bir hesaplama ile cezayı 11 ay 20 gün olarak belirlemiş ve karar sadece sanık lehine temyiz edilmiştir. Yargıtay, aleyhe bozma yasağı nedeniyle bu hatalı cezayı daha da artıramamıştır. YCGK, sanığın zaten bu kural sayesinde avantajlı bir konumda olduğunu, bu yanılgılı ve hafif sonuç ceza üzerinden ikinci bir lehe uygulama (TCK m. 50/3) yapılmasının 'adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağını' belirtmiştir. Yani, aleyhe bozma yasağı sayesinde ortaya çıkan yapay (lehe) bir sonuç, başka bir lehe hükmün (TCK m. 50/3) uygulanmasına zemin hazırlayamaz.