Ceza Genel Kurulu'nun 2016/699 E. sayılı kararında, sanığın kredi borcuna karşılık olarak bankalara ibraz ettiği senetlerdeki borçlu imzalarının sahte olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiştir. Sanık ise senetlerin gerçek müşterilerden alındığını savunmuştur. Bu durumda, resmi belgede sahtecilik suçunun sübutu için mahkemenin ek olarak neyi araştırması gerekirdi? YCGK kararına göre neden ek bir araştırmaya gerek görülmemiştir?
YCGK 2016/699 E. sayılı kararında, resmi belgede sahtecilik suçunun sübutu için ek bir araştırmaya gerek görülmemiştir. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1) Kesin Deliller: Suça konu senetlerdeki borçlu imzalarının, borçlu olarak gösterilen kişilerin el ürünü olmadığı, farklı mahkemelerde (İcra Hukuk, Asliye Ticaret) alınan bilirkişi raporlarıyla kesin olarak tespit edilmiştir. Bu, sahteciliğin en temel delilidir. 2) Hayali Borçlu: Bazı senetlerde borçlu olarak gösterilen 'Karnur Apartmanı Yöneticiliği'nin gerçekte var olmadığı, yapılan icra takibinde böyle bir yönetimin ve malvarlığının bulunmadığının tespit edilmesi, bu senetlerin de hayali bir borçlu yaratılarak sahte düzenlendiğini göstermektedir. 3) Savunmanın Çürütülmesi: Sanığın 'senetleri müşteriden aldım' savunması soyut kalmıştır. Sanığın şirket defterlerinde bu borçlara dair kayıt olsa bile, bu kayıtların tek taraflı olduğu ve karşılıklı inceleme imkanı olmadığı için suçun sübutunu etkilemeyeceği kabul edilmiştir. Zira önemli olan senedin kendisinin sahte olup olmadığıdır. Tüm bu deliller bir arada değerlendirildiğinde, senetlerin sanık tarafından sahte olarak oluşturulup bankalara kullanıldığı sabit görüldüğünden, mahkemenin ek bir araştırma yapmasına gerek kalmamıştır.