Çevrenin taksirle kirletilmesi suçunda (TCK m. 182), 'bilinçli taksir' ile 'bilinçsiz taksir' arasındaki ayrım nasıl yapılır ve bu ayrımın TCK m. 50/4'ün uygulanması açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131087

Bilinçli taksir ile bilinçsiz taksir arasındaki ayrım, failin neticeyi 'öngörüp öngörmediği' noktasında yapılır. TCK m. 22'ye göre: - Bilinçsiz taksirde, fail dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranır ve suçun kanuni tanımındaki neticenin (çevre kirliliğinin) gerçekleşeceğini öngörmez. (Örn: Arıtma tesisinin bakımını ihmal edip, kirlilik yaratacağını düşünmeden çalıştırmaya devam etmesi). - Bilinçli taksirde ise, fail neticeyi (kirliliği) öngörür, ancak şansına, yeteneğine veya başka bir sebebe güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır. (Örn: Arıtma tesisinin arızalı olduğunu bilmesine rağmen 'bir şey olmaz' diyerek çalıştırması ve kirliliğe yol açması). Bu ayrımın TCK m. 50/4 açısından önemi şudur: TCK m. 50/4, taksirli suçlardan hükmolunan 'uzun süreli de olsa' hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesine imkan tanır. Ancak bu hükmün sonunda açıkça 'Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.' denilmektedir. Dolayısıyla, failin eylemi 'bilinçsiz taksir' olarak nitelendirilirse, aldığı uzun süreli hapis cezası bile adli para cezasına çevrilebilir. Ancak eylemi 'bilinçli taksir' olarak nitelendirilirse, bu lehe hükümden yararlanamaz ve hapis cezasının paraya çevrilmesi mümkün olmaz.