Bir sanığın, uyuşturucu madde ticareti suçundan arandığı için, polisler tarafından kimliği sorulduğunda üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış başkasına ait sahte bir kimlik belgesi ibraz etmesi, ancak herhangi bir resmi belge düzenlenmeden gerçek kimliğini söylemesi eylemi hangi suçları oluşturur? YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ'nin 2017/10236 sayılı kararında bu durum nasıl çözümlenmiştir?
YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ'nin 2017/10236 sayılı kararına göre bu eylem, TCK m. 204/1'deki 'resmi belgede sahtecilik' (sahte belgeyi kullanma) ve Kabahatler Kanunu m. 40'taki 'kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma' eylemlerini oluşturur. Ancak, TCK m. 44 (fikri içtima) ve Kabahatler Kanunu m. 15/3 ('bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı yaptırım uygulanabilir') hükümleri gereğince, sanığa sadece daha ağır olan suçtan, yani resmi belgede sahtecilik suçundan ceza verilir, kabahatten dolayı ayrıca idari yaptırım uygulanmaz. Eylem, TCK m. 268'deki 'başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması' suçunu oluşturmaz. Çünkü bu suçun oluşabilmesi için, failin beyanına dayanılarak hakkında bir soruşturma veya kovuşturma işlemi (örneğin, ifade tutanağı) düzenlenmesi ve böylece adli makamların yanıltılması gerekir. Somut olayda, herhangi bir belge düzenlenmeden sanık gerçek kimliğini açıkladığı için TCK m. 268'in unsurları oluşmamıştır. Sonuç olarak sanık sadece TCK m. 204/1'den sorumlu tutulmalıdır.