Kısa süreli hapis cezasının TCK m. 50/1-d uyarınca 'belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma' tedbirine çevrilmesinde, mahkemenin dikkat etmesi gereken temel ilkeler nelerdir? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/4943 E. sayılı kararında, hapis cezasının 'kahvehane, lokal ve benzeri yerlere gitmekten yasaklanması' tedbirine çevrilmesi neden bozulmuştur?
Mahkemenin TCK m. 50/1-d tedbirini uygularken dikkat etmesi gereken temel ilke, hükmedilen seçenek yaptırımın işlenen suçla bağlantılı olması ve sanığın yeniden suç işlemesini önlemeye yönelik, ıslah edici bir nitelik taşımasıdır. Tedbir, sanığı suça yönelten sosyal, psikolojik veya çevresel etkenlerle bağını koparmayı hedeflemelidir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2016/4943 E. sayılı kararında, sanığın işlediği suç ile 'kahvehane, lokal gibi yerlere gitmesi' arasında bir bağlantı kurulamadığı için bu tedbirin uygulanması bozulmuştur. Kararda, bu tür bir yasağın soyut, genel ve sanığın ıslahına hizmet etmeyen bir nitelik taşıdığı vurgulanmıştır. Örneğin, alkollü araç kullanma suçundan mahkum olan bir sanığın 'alkollü mekanlara gitmekten yasaklanması' (Yargıtay 3. CD, 2016/12105 E.) anlamlı bir tedbir olabilirken, hırsızlık suçundan mahkum olan birine aynı tedbirin uygulanması, suçla tedbir arasındaki nedensellik bağını kurmayı zorlaştırır. Tedbir, keyfi bir kısıtlama değil, suçla ilgili ve amaca yönelik bir yaptırım olmalıdır.