Tekerrüre esas sabıkası bulunan bir sanık hakkında, TCK m. 50'deki seçenek yaptırımların uygulanabilirliğini tartışınız. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2018/1433 sayılı kararında, mükerrir sanık hakkında seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmesine rağmen bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi neden hukuka aykırı bulunmuş ancak aleyhe temyiz olmadığı için bozulmamıştır?
Tekerrür durumu, TCK m. 50'nin uygulanmasını önemli ölçüde etkiler. TCK m. 58/3, 'Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.' demektedir. Bu amir bir hükümdür. Hakim, mükerrir sanık için hapis cezasını seçmek zorundadır. Hapis cezası seçildikten sonra ise TCK m. 50/2 devreye girer: 'Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.' Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, mükerrir sanık hakkında seçimlik ceza içeren bir suçtan (örn: TCK m. 86/2) mahkumiyet kurulduğunda, bu cezanın adli para cezasına çevrilmesi hukuken mümkün değildir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2018/1433 sayılı kararında yerel mahkeme, bu kurala aykırı olarak hapis cezasını adli para cezasına çevirmiştir. Bu, sanık lehine bir hukuka aykırılıktır. Karar aleyhe temyiz edilmediği için, CMUK m. 326/son maddesindeki 'aleyhe bozma yasağı' gereğince, Yargıtay bu hukuka aykırılığı tespit etmiş ancak sanığın durumunu daha da ağırlaştıracak bir bozma kararı verememiştir.