Taksirli suçtan (bilinçli taksir hali hariç) uzun süreli hapis cezasına mahkum olan bir sanık hakkında TCK m. 50/4 uyarınca cezanın adli para cezasına çevrilmemesi kararı, hangi gerekçelere dayandırılabilir? Ceza Genel Kurulu'nun 2017/710 E. sayılı kararında, mahkemenin 'sanığın pişmanlık duymaması, kusurunun ve zararın ağırlığı' şeklindeki gerekçesi neden yeterli ve kanuni kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131055

TCK m. 50/4, taksirli suçlarda (bilinçli taksir hariç) uzun süreli hapis cezalarının dahi adli para cezasına çevrilebilmesine imkan tanıyan istisnai bir hükümdür. Ancak bu çevirme zorunlu değildir, hakimin takdirindedir. Hakim bu takdir hakkını kullanırken, TCK m. 50/1'de sayılan genel kriterlere başvuracaktır. Bunlar; 'suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere' göre bir değerlendirme yapmaktır. Ceza Genel Kurulu'nun 2017/710 E. sayılı kararında, yerel mahkemenin bu kriterlere uygun bir gerekçe sunduğu kabul edilmiştir. Mahkeme, sanığın ölümlü bir kazada asli kusurlu olmasına rağmen yargılama sürecinde mağdur ailesinin zararını gidermeye yönelik bir çabasının olmamasını ve pişmanlığını gösteren bir tavır sergilememesini 'pişmanlık duymama' olarak değerlendirmiştir. Ayrıca, sanığın trafik kurallarını ağır şekilde ihlal etmesini 'kusurun ağırlığı' ve bir kişinin hayatını kaybetmesini de 'zararın ağırlığı' olarak dikkate almıştır. Bu gerekçeler, TCK m. 50/1'de sayılan objektif kriterlere dayandığı ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu için Yargıtay tarafından kanuni ve yeterli bulunmuş, cezanın paraya çevrilmemesi kararı onanmıştır.