Çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi suçları (TCK m. 181-182) bir 'tehlike suçu' mudur yoksa 'zarar suçu' mudur? Bu ayrımın suçun unsurlarının ispatı açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131050

Çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi suçları, kanuni tanım ve Yargıtay'ın istikrarlı uygulamalarına göre birer 'tehlike suçu'dur. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/17840 ve 2018/992 sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi, TCK m. 181 ve 182'de yer alan 'çevreye zarar verecek şekilde' ifadesi, 'gerçekleşen somut bir zararı' değil, 'zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini' anlatmaktadır. Bu ayrımın ispat açısından önemi şudur: Eğer bu suçlar bir 'zarar suçu' olsaydı, suçun oluşması için atığın çevreye verilmesi sonucunda somut ve ölçülebilir bir zararın (örneğin, balıkların ölmesi, bitkilerin kuruması) meydana geldiğinin ispatlanması gerekirdi. Ancak 'tehlike suçu' olmaları nedeniyle, atığın alıcı ortama verilmesi eyleminin, çevreye zarar verme potansiyeli taşıması, yani kirlenme tehlikesi yaratması suçun oluşumu için yeterlidir. Zararın fiilen gerçekleşmesi ise suçun unsuru değil, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde veya TCK m. 181/3 ve 182/1-c.2 gibi nitelikli hallerin uygulanmasında dikkate alınacak bir durumdur.