Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2017/6108 sayılı kararına göre, fekal atıkların (hayvan dışkısı) alıcı ortam olan 'suya' verilmesi ile 'toprağa' verilmesi arasında TCK m. 181/182 açısından neden bir ayrım yapılmaktadır? Fekal atığın toprağa bırakılması hangi durumlarda suç teşkil edebilir?
Bu ayrımın temel nedeni, suçun oluşumu için gerekli olan 'ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık' unsurunun, farklı alıcı ortamlar için farklı yönetmeliklerle düzenlenmesidir. Yargıtay kararında detaylıca açıklandığı gibi, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği (SKKY), fekal atıkları suyu kirleten unsurlar arasında saymakta ve arıtılmadan suya deşarjını yasaklamaktadır. Bu nedenle fekal atığın suya verilmesi TCK m. 181/182 kapsamındaki suçu oluşturur. Ancak, Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği (özellikle 2010 tarihli yönetmelik) ve Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik, fekal atığı (özellikle tarımda kullanılan hayvan dışkısını) toprağı kirleten atıklar listesinden çıkarmış veya kapsam dışı bırakmıştır. Bu nedenle, fekal atığın doğrudan toprağa bırakılması, mevcut yönetmelikler uyarınca 'teknik usullere aykırılık' oluşturmadığı için TCK m. 181/182 kapsamındaki suçu oluşturmaz. Ancak, kararda belirtildiği gibi, toprağa bırakılan fekal atığın, varlığı kanıtlanmış yeraltı sularını kirlettiği veya kirletme ihtimali taşıdığı ispatlanırsa, bu durumda 'Yeraltı Sularının Kirlenmeye ve Bozulmaya Karşı Korunması Hakkında Yönetmelik' hükümlerine aykırılık nedeniyle suç oluşabilir. Aksi halde eylem, koşulları varsa Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendirilebilir.