Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/299 sayılı kararında, eşini 5 kez bıçaklayan ve yaralardan birinin yaşamsal tehlikeye neden olduğu olayda, sanığa TCK m. 35 uygulanırken en üst sınırdan ceza verilmesi neden isabetsiz bulunmuştur? Bu karar, 'zarar veya tehlikenin ağırlığı' kriterinin nasıl yorumlanması gerektiğini göstermektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131036

YCGK 2017/299 sayılı kararında, sanığa en üst sınırdan ceza verilmesi, TCK m. 35/2'de belirtilen 'meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı' kriterinin orantılı bir şekilde uygulanmaması nedeniyle isabetsiz bulunmuştur. Karara konu olayda, sanık mağduru 5 kez bıçaklamış, ancak bu yaralardan sadece biri yaşamsal tehlikeye yol açmış, diğer dördü ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmuştur. Yargıtay, tüm yaraların niteliğini bir bütün olarak değerlendirmiş ve ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığının, TCK m. 35/2'de öngörülen 13 ila 20 yıl aralığının en üst sınırı olan 20 yılı gerektirecek derecede ağır olmadığına hükmetmiştir. Bu karar, 'zarar veya tehlikenin ağırlığı' kriterinin somut olayın özelliklerine göre derecelendirilmesi gerektiğini, her yaşamsal tehlike durumunda otomatik olarak en üst sınırdan ceza verilemeyeceğini ve cezanın alt ve üst sınırlar arasında makul ve orantılı bir şekilde belirlenmesi gerektiğini göstermektedir.