TCK m. 35'in gerekçesinde belirtildiği üzere, 'doğrudan doğruya icraya başlama' ölçütünün, Tasarı metninde yer alan 'kastı şüpheye yer bırakmayacak' şeklindeki sübjektif ölçüt yerine kabul edilmesinin temel felsefesi ve kişi hak ve özgürlükleri açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #131032

TCK m. 35 gerekçesine göre, 'kastı şüpheye yer bırakmayacak' şeklindeki sübjektif ölçütün kabulü, kişinin düşüncesi ve yaşam tarzı nedeniyle cezalandırılması gibi tehlikeli bir uygulamaya yol açabilirdi. Çünkü bu ölçüt, henüz hazırlık hareketleri aşamasında olan ancak failin kastını ortaya koyan davranışların bile cezalandırılmasına imkan tanıyarak hazırlık ve icra hareketleri arasındaki sınırı belirsizleştirmekteydi. Kişi hak ve özgürlüklerini korumak amacıyla, daha objektif olan 'doğrudan doğruya icraya başlama' ölçütü benimsenmiştir. Bu ölçüte göre, failin hareketlerinin cezalandırılabilmesi için, işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içinde olması, yani suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşmesine yönelmiş olması gerekir. Böylece, kişinin niyetinden ziyade, dış dünyada gerçekleştirdiği ve suça doğrudan yönelmiş olan fiilleri ceza hukukunun alanına girmektedir. Bu, ceza hukukunun son çare (ultima ratio) olması ilkesiyle de uyumludur.