Yargıtay CGK'nın 2014/308 K. sayılı kararında, sanığın 'hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan sanığın sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması' şeklindeki tespiti, ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmesinde hangi ilkenin dikkate alındığını gösterir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #130318

Bu tespit, ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmesinde, failin 'kişisel özelliklerinin' ve 'sosyal durumunun' dikkate alındığını gösterir. Yargıtay, sanığın savunmasının inandırıcılığını değerlendirirken, onun soyut bir birey olarak değil, 'sabıkalı geçmişi olan', 'adli tecrübeye sahip' bir kişi olarak ele almaktadır. Bu tecrübeye sahip bir kişinin, böyle basit ve inandırıcılıktan uzak bir savunma yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşünmektedir. Bu, mahkemenin, delilleri takdir ederken ve failin manevi unsurunu (kastını) belirlerken, failin kişisel durumunu (eğitimi, sosyal çevresi, adli geçmişi vb.) göz önünde bulundurması gerektiği anlamına gelen 'fail odaklı' bir yaklaşımdır (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-esyasinin-satin-alinmasi-satilmasi-kabul-edilmesi-sucu-cezasi.html).