Yargıtay'ın 2024/7605 K. sayılı kararında, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine 'ısrarla' uymadığının kabul edilemeyeceği sonucuna varılırken, tebligat usulsüzlüğünün bu 'ısrar' unsuruna etkisi ne olmuştur?
Tebligat usulsüzlüğü, 'ısrar' unsurunun oluşmasını temelden engellemiştir. 'Israr', bir yükümlülüğün varlığını bilerek ve bu bilgiye rağmen bilinçli olarak ve tekrar tekrar ihlal etmeyi gerektirir. Yargıtay'ın ilgili kararında, hem kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hem de denetimli serbestlik müdürlüğünün tebligatlarının usulsüz olduğu tespit edilmiştir. Usulsüz tebligat, hukuken 'yapılmamış' sayılır. Dolayısıyla, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklerden hukuken haberdar olmadığı kabul edilir. Haberdar olmadığı bir yükümlülüğü ihlal etmesi ve bu ihlalde 'ısrar' etmesi mantıken ve hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, usulsüz tebligat nedeniyle ısrar koşulunun gerçekleşmediğine ve dava açma şartlarının oluşmadığına karar verilmiştir (or.av.tr/kanun-yararina-bozma-nedir-2/).