Yargıtay CGK'nın 2016/26 K. sayılı kararında, sanığın çalıntı minibüsü sahte plakayla kullanırken yakalanması ve çelişkili ifadeler vermesi, eyleminin neden TCK m. 165 değil de hırsızlık olarak nitelendirilmesine yol açmıştır?
YCGK, bu kararda sanığın durumunu bir bütün olarak değerlendirmiştir. Sanığın sadece suça konu malı kullanırken yakalanması değil, aynı zamanda: 1) Aracın üzerine sahte plaka takıp ruhsatına da yazarak aktif bir gizleme eyleminde bulunması, 2) Aşamalarda çelişkili ve inandırıcı olmayan (malı kimden aldığını açıklayamaması) savunmalar yapması, 3) Hırsızlık suçundan sabıkalı bir geçmişe sahip olması, 4) Suçlamadan kurtulmak için daha etkin bir çaba göstermemesi gibi olguları bir arada değerlendirmiştir. Bu durum, sanığın sadece suç eşyasını pasif bir şekilde kabul eden bir kişi değil, hırsızlık eyleminin faili olduğuna dair güçlü bir kanaat oluşturmuştur. Yargıtay, bu tür durumlarda sanığın savunmasına itibar etmeyerek, eylemin asıl niteliğinin hırsızlık olduğuna karar vermiştir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-esyasinin-satin-alinmasi-satilmasi-kabul-edilmesi-sucu-cezasi.html).