Metinde, Pandemi Genelgesi'nde konaklama tesislerine getirilen serbestliğin 'dış ve iç turizme ve bu sektörden gelecek paraya ihtiyacımız var' gerekçesine dayandığı ima edilmektedir. Bir idari işlemin (kısıtlama kararının), ekonomik gerekçelerle belirli bir sektörü kayırması, 'kamu yararı' ilkesi açısından nasıl bir tartışma yaratır?
Bu durum, 'kamu yararı' ilkesinin nasıl tanımlandığı ve yorumlandığı konusunda bir tartışma yaratır. İdari işlemlerin temel meşruiyet kaynağı kamu yararıdır. Pandemi sürecinde 'kamu sağlığının korunması' en temel kamu yararıdır. Ancak, 'ülke ekonomisinin korunması' da bir başka kamu yararıdır. Genelgedeki düzenleme, bu iki kamu yararı arasında bir tercih yapıldığını ve ekonomiyle ilgili olanın, sağlıkla ilgili olana (en azından konaklama sektörü için) üstün tutulduğunu göstermektedir. Bu durumun hukuki tartışması şudur: İdare, kamu yararları arasında bir denge kurmak zorundadır. Bir kamu yararını (ekonomi) gözetirken, diğerini (kamu sağlığı ve eşitlik) orantısız bir şekilde feda edemez. Belirli bir sektörü, genel kısıtlamalardan bariz bir şekilde muaf tutmak, kamu yararı gerekçesinden çok, belirli bir zümrenin çıkarını gözeten bir işlem olduğu eleştirisine yol açabilir ve işlemin 'amaç' unsuru yönünden sakatlanmasına neden olabilir (sen.av.tr/tr/makale/kademeli-normallesme-tedbirleri-genelgesi).