Köy tüzel kişiliğinin, komşu köy ile arasındaki idari sınırın tespiti için asliye hukuk mahkemesinde açtığı dava neden 'yargı yolu' bakımından yanlış bir tercihtir? Bu tür bir uyuşmazlığın çözümünde idarenin ve idari yargının rolünü Yargıtay 4. HD'nin 2010/8283 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #130080

Bu tür bir dava, özel hukuka ilişkin bir hakkın veya hukuki ilişkinin tespitine yönelik değildir. Köyler arasındaki idari sınırların belirlenmesi, değiştirilmesi ve uygulanması, 442 sayılı Köy Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gibi kanunlarla idareye (valilik, il idare kurulu) verilmiş kamusal bir yetkidir. Dolayısıyla, uyuşmazlık idare hukuku alanına girmektedir. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı gibi, adli yargı, idari bir işlemle çözülmesi gereken bir konuda karar veremez. İdari sınırdan kaynaklanan bir uyuşmazlık, öncelikle idari usullerle çözülmeye çalışılır. İdarenin bu konudaki işlemine karşı açılacak dava ise, İYUK m. 2 ve m. 34/2 uyarınca idari yargının (idare mahkemesinin) görev alanına girer. Bu nedenle, asliye hukuk mahkemesinde açılan böyle bir davanın, esasa girilmeden 'yargı yolu uyuşmazlığı nedeniyle görevsizlikten' reddedilmesi gerekir (barandogan.av.tr/blog/mevzuat/iyuk-madde-34-tasinmaz-mallara-iliskin-davalarda-yetki.html).