Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2009/268 K. sayılı kararında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK m. 142/2-e (nitelikli hırsızlık) olarak kabul edilmesine rağmen, lehe kanun tespiti yapılırken 765 sayılı mülga TCK'nın 525/b-2 maddesinin uygulanmasının sonucu değiştirmeyeceği hangi gerekçeyle belirtilmiştir?
Yargıtay CGK, bu kararda, 5252 sayılı Kanun'un 9/3. maddesi uyarınca lehe kanun tespitinin, her iki kanunun ilgili tüm hükümlerinin (ceza miktarı, indirimler, usul kuralları vb.) somut olaya uygulanarak ortaya çıkan net sonuçların karşılaştırılmasıyla yapılması gerektiğini belirtmiştir. Kararda sanığın eyleminin yeni TCK'da nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğu tespit edilmekle birlikte, somut olaya özgü olarak yapılan karşılaştırmada, 765 sayılı TCK'nın 525/b-2 maddesine göre yapılacak uygulamanın (temel ceza, indirimler vb. hepsi dahil edildiğinde) ortaya çıkardığı neticenin, 5237 sayılı TCK'nın 142/2-e maddesine göre yapılacak uygulamadan 'açıkça sanık yararına' olduğu görülmüştür. Bu nedenle, suçun hukuki vasfı yeni kanuna göre belirlense de, lehe kanun ilkesi gereği eski kanunun uygulanması gerektiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin eski kanunu uygulamasının sonuca etkili bir hukuka aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır (www.zulkufarslan.av.tr/bilisim-sistemi-araciligiyla-haksiz-yarar/).