Bir binanın depremde yıkılmasına, hem taşıyıcı kolonun kesilmesi hem de depremin beklenenden çok şiddetli olması gibi birden fazla nedenin katkıda bulunduğu durumlarda, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde 'objektif isnadiyet' teorisi nasıl bir rol oynar?
Bu durumda 'objektif isnadiyet' teorisi, ölüm veya yaralanma neticesinin, failin hukuka aykırı eyleminin (kolon kesme) bir eseri olarak sayılıp sayılamayacağını belirlemede kritik bir rol oynar. Bu teoriye göre, failin eylemi ile netice arasında sadece doğal bir nedensellik bağı (şart teorisi) olması yeterli değildir; aynı zamanda neticenin failin eser olarak objektif bir şekilde ona yüklenebilmesi gerekir. Eğer bilirkişi incelemesi sonucunda, depremin şiddeti o kadar büyük ki, bina kolon kesilmemiş olsaydı dahi 'her halükarda' yıkılacaktı şeklinde bir sonuca varılırsa, bu durum 'beklenenin üzerindeki etki' veya 'araya giren neden' olarak değerlendirilebilir. Bu durumda, ölüm neticeleri artık failin eyleminin bir eseri olarak kabul edilemez ve faile objektif olarak isnat edilemez. Failin eylemi ile netice arasındaki normatif bağ (isnat edilebilirlik) kesilmiş olur ve fail kasten veya taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamaz (sen.av.tr/tr/makale/ binalarda-kolon-kesilmesi-ve-kiris-kirilmasinin-kusur-derecesine-etkisi).