Suç eşyasını satın alan veya kabul eden failin, eşyanın bir suçtan elde edildiğini 'bilebilecek durumda' olması, TCK m. 165'in aradığı 'doğrudan kast' unsurunu karşılar mı? Yargıtay'ın 'piyasa değerinin çok altında satın alma' olgusunu bu suçun oluşumu açısından nasıl değerlendirdiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129906

TCK m. 165, suçun oluşması için failin 'bilerek' hareket etmesini, yani 'doğrudan kastı' arar. Failin 'bilebilecek durumda olması' yani taksirle hareket etmesi bu suçun oluşumu için yeterli değildir. Ancak, Yargıtay uygulamada, failin kastını belirlerken objektif emarelerden yola çıkmaktadır. 'Piyasa değerinin çok altında bir fiyata satın alma' olgusu, Yargıtay tarafından failin, malın suç eşyası olduğunu bildiğine veya en azından bu ihtimali öngörüp kabullendiğine (olası kast) dair güçlü bir karine olarak kabul edilmektedir. Örneğin, Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/23429 K. sayılı kararında, motosikleti piyasa değerinin çok altında satın alan sanığın, 'hırsızlık malı olabileceğini bilebilecek durumda olması' TCK m. 165'in uygulanması için yeterli görülmüştür. Bu durum, Yargıtay'ın ispat zorluğu nedeniyle kastı dolaylı delillerle tespit ettiğini ve 'bilebilecek durumda olma'yı kastın varlığına işaret eden bir olgu olarak değerlendirdiğini göstermektedir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-esyasinin-satin-alinmasi-satilmasi-kabul-edilmesi-sucu-cezasi.html).