Katılanın internet bankacılık şifresini ele geçirerek hesabındaki parayı kendi hesabına aktaran sanığın eyleminin hukuki vasıflandırılmasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E: 2009/11-193 sayılı kararında TCK m. 244/4 (Bilişim sistemi aracılığıyla haksız yarar sağlama) yerine neden TCK m. 142/2-e (Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık) hükmünün uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır? İki suç tipi arasındaki 'tali norm' ilişkisini açıklayınız.
Yargıtay CGK, sanığın kastının bilişim sistemine veya verilere zarar vermeye değil, doğrudan katılanın malvarlığına, yani banka hesabındaki taşınır nitelikteki parayı ele geçirmeye yönelik olduğuna dikkat çekmiştir. Sanık, bilişim sistemini amacına ulaşmak için sadece bir 'araç' olarak kullanmıştır. TCK m. 244/4'teki suçun oluşabilmesi için öncelikle TCK m. 244/1-2'deki sisteme veya verilere zarar verme, engelleme, bozma gibi fiillerin işlenmesi ve bu fiiller sonucunda bir çıkar sağlanması gerekir. Ayrıca, TCK m. 244/4'teki 'başka bir suçu oluşturmaması halinde' ifadesi, bu hükmü 'tali norm' haline getirmektedir. Yani, eylem daha özel bir suç tipini (hırsızlık, dolandırıcılık vb.) oluşturuyorsa, öncelikle o suç uygulanır. Somut olayda eylem, başkasına ait taşınır bir malın (para) bilişim sistemi kullanılarak rızası dışında alınması olduğundan, TCK m. 142/2-e'deki nitelikli hırsızlık suçunun unsurlarını tam olarak karşılamaktadır. Bu nedenle asli norm olan hırsızlık suçu uygulanmalıdır (www.zulkufarslan.av.tr/bilisim-sistemi-araciligiyla-haksiz-yarar/).