Deprem nedeniyle yıkılan bir binada, taşıyıcı kolonun kesilmiş olması durumunda, bu fiili gerçekleştiren kişinin ceza sorumluluğunun 'olası kast' mı yoksa 'bilinçli taksir' mi olduğu tartışmasını, metinde vurgulanan 'neticenin gerçekleşmesine karşı kayıtsız kalma' ve 'neticenin gerçekleşmeyeceğine duyulan güven' unsurları üzerinden analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129877

Metinde, deprem bölgesinde yer alan bir binanın taşıyıcı kolonunu bilerek kesen kişinin, binanın yıkılması ve insanların ölmesi veya yaralanması şeklindeki öngörülebilir netice karşısında 'olursa olsun' motivasyonu ile hareket ettiği ve neticenin gerçekleşmesine kayıtsız kaldığı savunulmaktadır. Yazar, bu durumda failin, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair somut bir güveninden bahsedilemeyeceğini, çünkü kolonun kesilmesiyle ortaya çıkacak sonucun artık failin kontrolünden çıktığını belirtmektedir. Bu nedenle, failin kusurunun ağırlığı ve hukuk düzenini ağır ihlali göz önüne alındığında, sorumluluğun 'bilinçli taksir' değil, 'olası kast' (TCK m. 21/2) düzeyinde değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Bilinçli taksirin (TCK m. 22/3) uygulanabilmesi için, failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair somut bir güvene, tecrübeye dayanması ve neticenin gerçekleşmemesi için çaba sarf etmesi gibi unsurların bulunması gerektiği, kolon kesme eyleminde ise bu unsurların bulunmadığı vurgulanmaktadır (sen.av.tr/tr/makale/ binalarda-kolon-kesilmesi-ve-kiris-kirilmasinin-kusur-derecesine-etkisi).