765 sayılı mülga TCK ile 5237 sayılı TCK döneminde 'bina dahilinde hırsızlık' suçunun düzenlenişi arasındaki temel fark, 'bileşik suç' kavramı açısından nedir?
765 sayılı TCK döneminde, bina dahilinde hırsızlık suçu, konut dokunulmazlığının ihlali suçunu da içinde barındıran bir 'bileşik suç' olarak kabul ediliyordu. Yani fail, sadece bina dahilinde hırsızlık suçundan cezalandırılıyor, ayrıca konut dokunulmazlığını ihlalden ceza almıyordu. 5237 sayılı TCK ise bu yapıyı değiştirmiştir. Yeni TCK'ya göre, konut dokunulmazlığının ihlali (TCK m. 116) ve hırsızlık (TCK m. 141-142) iki ayrı suçtur. Eğer hırsızlık suçu, konut dokunulmazlığı ihlal edilerek işlenirse, faile hem nitelikli hırsızlıktan (TCK m. 142) hem de konut dokunulmazlığını ihlal suçundan (TCK m. 116) ayrı ayrı ceza verilir (gerçek içtima). Dolayısıyla, yeni TCK bileşik suç anlayışını terk ederek, iki ayrı suçun oluşacağını kabul etmiştir. Bu durum karşı oy yazısında, kanunlar arasındaki sistematik farklara bir örnek olarak verilmiştir (www.zulkufarslan.av.tr/bilisim-sistemi-araciligiyla-haksiz-yarar/).