Metinde 'olası kast' ile 'bilinçli taksir' arasındaki ayrım yapılırken, 'failin neticenin gerçekleşmesini istememesi' kriterinin tek başına yeterli görülmemesinin sebebi nedir? Yazar, bu iki kavram arasında ayrım yapılırken hangi ek kriterin dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129817

Yazar, 'neticenin gerçekleşmesini istememe' kriterinin tek başına yeterli görülmemesinin sebebini, bu kriterin hemen hemen tüm olaylarda bilinçli taksir sonucuna yol açma potansiyeli taşıması olarak açıklamaktadır. Çünkü hemen hiçbir fail, özellikle taksirli suçlarda, neticenin (ölüm, yaralanma vb.) gerçekleşmesini arzu etmez. Bu kriter tek başına kullanılırsa ayrım yapılamaz. Yazar, bu nedenle ek bir kriter olarak, 'failin öngördüğü neticenin gerçekleşme ihtimaline karşı ne şekilde tepki verdiğinin' dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır. Eğer fail, neticenin gerçekleşme ihtimalini umursamıyor, kayıtsız kalıyor ve 'olursa olsun' mantığıyla hareket ediyorsa olası kast; neticenin gerçekleşmeyeceğine dair somut bir güvenle hareket ediyor ve gerçekleşmemesi için çaba gösteriyorsa bilinçli taksir kabul edilmelidir (sen.av.tr/tr/makale/ binalarda-kolon-kesilmesi-ve-kiris-kirilmasinin-kusur-derecesine-etkisi).