Yargıtay'a göre, hırsızlık suçlamasıyla yakalanan sanığın 'sadece hayali bir isim zikrederek' suça konu malı o kişiden aldığını söylemesi, neden suçtan kurtulmak için yeterli bir savunma olarak kabul edilmemektedir? (Yargıtay CGK – 2014/308 karar)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129812

Yargıtay, bu tür savunmaları genellikle 'hayatın olağan akışına aykırı' ve 'suçtan kurtulmaya yönelik' olarak değerlendirmektedir. Kararda belirtilen gerekçelere göre, hırsızlık gibi ciddi bir suçlamayla karşı karşıya olan bir sanığın, kendisini aklayacak tek kişi olan ve malı aldığını iddia ettiği kişinin sadece hayali veya soyut bir ismini vermesi, açık kimlik ve adres bilgilerini vermekten kaçınması inandırıcı değildir. Yargıtay, sanığın 'yaşam ve adli tecrübesi' gereği, bu tür bir savunmanın yetersiz kalacağını bilecek durumda olduğunu ve eğer iddiası doğruysa, o kişinin bulunması için 'daha etkin bir çaba göstermesi gerektiğini' kabul etmektedir. Bu çabayı göstermeyen sanığın savunmasına itibar edilmez ve eyleminin, koşullara göre, suç eşyasını kabul etme değil, doğrudan hırsızlık suçunu oluşturduğu sonucuna varılabilir (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-esyasinin-satin-alinmasi-satilmasi-kabul-edilmesi-sucu-cezasi.html).