Metinde, bir kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği suçun tespitinde 'suçun adı ve unsurları' yerine 'görevden kaynaklanan yetkinin kötüye kullanılması' kriterinin esas alınması gerektiği savunulmaktadır. Bu kriter Anayasa m. 148/6-7'de düzenlenen Yüce Divan yargılaması açısından nasıl bir anlam taşır?
Anayasa m. 148/6-7, üst düzey kamu görevlilerinin 'görevleriyle ilgili suçlardan dolayı' Yüce Divan'da yargılanacağını düzenler. Metindeki argümana göre, 'görevle ilgili suç' kavramı, suçun adından (hırsızlık, dolandırıcılık vb.) bağımsız olarak, fiilin, kamu görevlisinin görevinden kaynaklanan bir yetkiyi kötüye kullanması, görev sınırlarını aşması veya görevini hukuka aykırı bir amaca tahsis etmesiyle ilgili olup olmadığına bakılarak belirlenmelidir. Örneğin, rüşvet almak veya zimmetine mal geçirmek hiçbir kamu görevlisinin görevi değildir, ancak bu suçlar görevin sağladığı yetki ve imkanlar kötüye kullanılarak işlendiği için 'görevle ilgili' sayılır. Bu mantıkla, Yüce Divan yargılamasına tabi bir kişinin işlediği iddia olunan suçun, rütbesini veya kimliğini kullanarak özel hayatında işlediği adi bir suç mu olduğu, yoksa görevinin ifası sırasında veya görevinden kaynaklanan bir yetkiyi kötüye kullanarak mı işlediği ayrımı yapılarak Yüce Divan'ın görevi belirlenmelidir (sen.av.tr/tr/makale/suc-orgutunde-sorusturma-izni).