Borçlunun haline münasip evi üzerinde ipotek tesis etmiş olması, o taşınmazla ilgili olarak daha sonra meskeniyet iddiasında bulunmasına engel teşkil eder mi? Yargıtay'ın bu konudaki farklı yaklaşımlarını ve özellikle 'zorunlu ipotek' kavramını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129720

Bu konu tartışmalıdır. Yargıtay'ın bazı kararlarına göre (YHGK, E. 1969/714), bir taşınmazını ipotek eden borçlu, o taşınmazın satılmasını göze almış sayılır ve meskeniyet iddiasından zımnen feragat etmiş olur. Ancak daha güncel Yargıtay kararları bu görüşü yumuşatmıştır. Buna göre, ipoteğin niteliği araştırılmalıdır. Eğer ipotek, borçlunun serbest iradesiyle değil, mesken kredisi, esnaf kredisi veya zirai kredi gibi 'zorunlu ipoteklerden' biri ise, bu durum meskeniyet şikayetinde bulunmaya engel teşkil etmez. Yani, borçlu evini kendi iradesiyle keyfi bir borç için değil de, bir kredi gereği zorunlu olarak ipotek ettirmişse, başka bir borçtan dolayı yapılan hacze karşı meskeniyet iddiasını ileri sürebilir (Yarg.12. HD., E. 2012/30190 K. 2013/1951) (sen.av.tr/tr/makale/icra-hukukunda-meskeniyet-haczedilemezlik-sikayeti).