Muris muvazaası davasında, miras bırakanın taşınmazını devrettiği mirasçısına karşı bir minnet borcu (örneğin kendisine bakmış olması) olması, tek başına muvazaa iddiasını çürütür mü?
Hayır, tek başına çürütmez. Miras bırakanın, kendisine bakan veya yardım eden bir mirasçısına karşı duyduğu minnet nedeniyle bir malını devretmesi hayatın olağan akışına uygundur. Ancak bu durum, yapılan işlemin muvazaalı olmadığı anlamına gelmez. Eğer yapılan devir, tapuda 'satış' olarak gösterilmiş ancak gerçekte bir bedel alınmamışsa, asıl amaç minnet borcunu ödemek, yani bir nevi 'bağış' yapmaktır. Bu durumda, görünürdeki satış sözleşmesi muvazaalı, gizli bağış sözleşmesi ise şekil şartına (resmi vasiyet veya miras sözleşmesi) uymadığı için geçersiz olur. Minnet borcu, ancak yapılan devrin 'ölünceye kadar bakma sözleşmesi' gibi gerçek bir hukuki temele oturtulması ve bunun ispatlanması halinde muvazaa iddiasını çürütebilir. Sadece minnet duygusu, satışı gerçek kılmaz. (Bu, Yargıtay'ın genel yaklaşımından ve metindeki ilkelerden çıkarılan bir yorumdur.)