Yargıtay'ın 'suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi' suçu ile 'hırsızlık' suçu arasında vasıf belirlerken 'hayali isim verme' veya 'kimlik bilgisi bilmeme' savunmasını nasıl değerlendirdiğini örnek bir kararla açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #129546

Yargıtay, sanığın çalıntı malı (örn. araç, telefon, motosiklet) kimlik veya adres bilgisi bilmediği, 'hayali isimli' bir kişiden (örn. 'G.. Mustafa' lakaplı M., hurdacı Ali, tanımadığı seyyar satıcı) aldığını savunmasını 'hayatın olağan akışına uygun düşmeyen', 'inandırıcı olmayan' veya 'suçtan kurtulmaya yönelik' bir savunma olarak değerlendirebilir. Metindeki Yargıtay CGK kararları (2016/26, 2014/308), hırsızlık suçundan sabıkalı geçmişi, adli tecrübesi olan sanığın sadece hayali isim zikretmekle kurtulamayacağını bildiğini, gerçek kişi olsa etkin çaba göstereceğini belirterek bu savunmalara itibar etmemiş ve eylemi hırsızlık olarak nitelendirmiştir. Başka kararlarda (Yargıtay 13. CD 2014/21604), kimlik bilgisi verememe, gösterilen adresin ilgisiz olması gibi durumlar da inandırıcı olmayan savunma olarak görülmüştür. Ancak bazı kararlarda (Yargıtay 2. CD 2014/23429), sanığın savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığı veya aksinin ispatlanamadığı durumlarda TCK m.165 hükmedilmiştir. (TCK m.141, m.142, m.165, Yargıtay içtihatları - CGK, CD)