İcra ve İflas Kanunu m.82/12 uyarınca haline münasip evin haczedilmezliği iddiasında, ipotek tesis edilmiş evin haczedilemezlikten feragat edildiği yönündeki Hukuk Genel Kurulu kararının (E:1969/714 K:1969/779 T:22.10.1969) gerekçesini ve daha sonraki Yargıtay Daire kararlarının bu yaklaşımdan nasıl ayrıldığını açıklayınız.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.10.1969 tarihli kararında (E:1969/714 K:1969/779), bir kimsenin ipotek ettiği taşınmazı hakkında başka bir borcundan dolayı haciz halinde meskeniyet iddia edemeyeceği kabul edilmiştir. Gerekçe olarak, ipotek tesis etmekle borçlunun o taşınmazın satılmasını göze aldığı ve meskeniyet iddiasından önceden vazgeçtiği belirtilmiştir. Ancak daha sonraki Yargıtay Daire kararları bu katı yaklaşımdan ayrılmıştır. Bu kararlarda, ipoteğin hangi nedenle konulduğunun araştırılması gerektiği, özellikle ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi 'zorunlu ipoteklerden' olması halinde meskeniyet şikayetinde bulunmanın mümkün olduğu, serbest iradeyle kurulan ipoteklerin ise meskeniyet iddiasını engelleyebileceği kabul edilmiştir. Bu, sonraki içtihatların somut olayın özelliklerini ve ipoteğin konuluş amacını daha fazla dikkate aldığını gösterir. (İİK m.82, m.83/a, Yargıtay HGK 22.10.1969 T. E:1969/714 K:1969/779, Yargıtay Daire kararları)