Borçlunun haline münasip evi üzerinde ipotek tesis edilmiş olmasının 'haczedilemezlikten feragat' anlamına gelip gelmediği konusundaki tartışmaları ve Yargıtay'ın farklı yaklaşımlarını açıklayınız.
Bu konuda farklı görüşler ve Yargıtay içtihatları bulunmaktadır. Öğretideki bir görüşe göre İİK m.83/a uyarınca haczedilemezlikten önceden feragat caiz değildir ve bir haktan feragatin açık olması gerekir; bu nedenle evin ipotekli olması tek başına feragat anlamına gelmez. Bir başka görüşe göre ise, ipotek tesis etmek borçlunun o taşınmazın satılmasını göze alması anlamına gelir ve bu, meskeniyet iddiasından önceden vazgeçmedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu eski bir kararı). Ancak Yargıtay'ın daha güncel kararları farklı bir yaklaşım benimsemiştir: ipoteğin hangi nedenle konulmuş olduğunun araştırılması gerekir. Özellikle ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi 'zorunlu ipoteklerden' olması halinde meskeniyet şikayetinde bulunulması mümkündür. Borçlunun serbest iradesiyle kurduğu ipotekler ise meskeniyet iddiasını engelleyebilir, çünkü evin artık ihtiyacı olmadığı kabul edilebilir. (İİK m.82, m.83/a, Yargıtay içtihatları - HGK ve Daire kararları)