HMK m. 211 uyarınca, isticvaba mazeretsiz olarak gelmeyen ve imzasını inkâr eden tarafın, imzasını 'ikrar etmiş sayılması' bir hukuki kurgu (legal fiction) niteliğindedir. Bu kurgunun adil yargılanma hakkı ve delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi karşısındaki meşruiyetini açıklayınız.
Bu hukuki kurgunun meşruiyeti, usul ekonomisi, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve ispat külfetinin kötüye kullanılmasını önleme amaçlarına dayanmaktadır. İmzasını inkâr eden taraf, bu iddiasını açıklığa kavuşturmak için mahkemeyle işbirliği yapma yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülüğünü mazeretsiz olarak yerine getirmemesi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilir. Kanun koyucu, bu kötüye kullanımı önlemek ve yargılamayı sürüncemede bırakmamak için, mahkemeye gelmeyen tarafın iddiasından vazgeçtiği ve imzasını kabul ettiği yönünde bir sonuç bağlamıştır. Bu, adil yargılanma hakkının ihlali değil, tam aksine, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması ve tarafların dürüst davranma yükümlülüğünün bir gereği olarak, adil yargılanmanın bir parçasını oluşturur. Ancak bu sonuç, davetiyede bu hususun açıkça ihtar edilmiş olmasına bağlıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-208-yazi-veya-imza-inkari.html)